ağlamak bazen yakışır insana...

ağlamak;
acının, ya da sevincin ruha sığmaması, damlalar halinde bedenden taşmasıdır. bazı kişilerin başaramadığı meziyet. ne kadar doğrudur bilmem ama ağlamayı bilmeyen gözler sevmeyi de bilmez derler. ağlamak çok farklı bir sanattır. kimi zaman kendimizi kandırırız veya onarırız. kimi zaman ise bir damla göz yaşına aldanırız. tanımı da çok iyi yapılmış özdemir asaf tarafından…

ağlamak
bazı acılara yetmez
bazı ölümlere

örtüsüdür bazı acıların
örter, örtülmez
savunur bir süre

ağlayanlar sevinmeli
sevin ağlayabiliyorsan
acılar art arda dinmeli

durur bir nöbetçi gibi
durur bir bekçi gibi
zamana gülmeli! gülmeli!

sevin ağlayabiliyorsan
unutmanın kardeşidir ağlamak
uyanır uyanır yatağında duyguların
düşüncenin kucağında hep çocuktur ağlamak.

özdemir asaf

Görsel  —  Yayınlandı: Mayıs 7, 2012 / Günlük Dışı

07.05.2012/06.31

Yayınlandı: Mayıs 7, 2012 / açık günlük

merhaba kadim yoldaş. çok oldu gelmeyeli sana. güçsüz de değildim güçlüde yada kararlı veya karasız. o eski triplerimden arındım şuan ama daha önce olmadığım kadar ilgi sizim kendi hayatıma. kanepede uyuyorum ve açlık tüm midemi eritmediği sürece pek yediğimde sayılmaz. tabi bunun sebebi ”tek” değil eskisi gibi. proje falan yapıyorum, hüzün kovan kuşu dinliyorum ve daha bir sürü atraksiyon yaşıyorum hayatımda. şunu en baştan söyleyeyim mutsuz değilim, bazı zamanlar gülümsüyorum bile. ama garip bir durumdayım yahu. bir türlü toparlanamadım. aslında toparlandım daha doğrusu öyle değil bak sadece bir şeyler yanlış sanki. ve bir şeyler yalnız. keyif almıyorum yaşadığım hayattan. hep aynı sonu hazırlıyorum kendime ve hep aynı tarifi hazırlıyorum. nerede olduğuma emin değilim ve neden burada olduğumu da hiç bilmiyorum. kalkıp gidesim var. ” ben geldim ” diyesim var. ama… ” ama”sı da var. ben normal değilim bunu defalarca söyledim kendime, dedim bak normal değilim ben. normal gibi davranmaktan vazgeçtim sonunda gerçek yüzümü gören herkes acıdı bana… maskelerin gizlediği bu itici kişilik kavram kargaşalarına sebep oldu çevremdeki insanlar arasında. haliyle uzaklaştılar benden. çok sevindim bu duruma. özgürlük ve yalnızlığın ne kadar yakın arkadaş olduğunu keşfetmeme aracı oldu yaşadıklarım. dedim ya mutsuz değilim daha farkındayım her şeyin şimdi.yıllardır hayalini kurduğum, her şeyi göze aldığım, uğrunda ağır bedeller ödediğim yerde miyim acaba ? değilim. ama bana ait bir yerdeyim . başka bir bünyede kurduğum mabedimi, bünyelerin sebepsiz ayrılma isteklerini göz önünde bulundurarak kendimde yeniden inşa ettim bir nevi… şimdilik her şey daha iyi, ve geçen her günün ardında iyileşiyorum. özlem duyduğum bir histi. şimdi ise sabırsızlanıyorum , zamanın geçmeme huyunu benim için tolere edebileceğini umuyorum. belki bu şekilde daha hızlı-tam anlamıyla-yeniden ben olabilirim diye. neyse günlük uykum geldi. uyuyayım ki güzel bir akşam üstüne uyanayım yada öyle bir şeye işte. hoşça kal. aklıma geldiğinde gelirim yine.

Kulağıma çalınıyor son günlerde, bana taktığın bunca sıfat. Anlam veremiyorum, ha üzülmüyorum değil.  Zoruma gidiyor ama daha çok… Galiba bunun için uğraşıyorsun epey de başarılısın, tebrik ederim. Neyse. Kendim için bir ağıt yakmalıyım, ne de olsa ben öldükten sonra hiç kimse olmayacak yanımda.

Senden sonra öz güvenimde  anlam veremediğim bir artış oldu. Yapacağım dediğim her şeyi yaptım mesela. Olması gereken her şey olması gerektiği gibiydi ve her şey yolunda gitti bir süre, her şeye rağmen. Ama bir eksiklik vardı… Şu aciz bünyemin sorunsuzluğa alışamamış olması mıydı asıl sorun, yoksa giderken içimde yarattığın boşluğun patlama noktasına gelip, tenimi içeriden jilet çizikleriyle açmasını mı beklemiştim bilmiyordum. Hala da emin değilim. Ama olan olmuştu. O eski, tanıdık, uykusuz, aç ve mide bulantılı bitmez tükenmez karanlık uzun gecelere yeniden merhaba demiştim. Ve karanlık çökmüştü, eskiden olduğu gibi sigaramın közünün aydınlatabildiği kadar aydınlıktı dünyam. Öz güvenim kaybolmuştu tekrar ve bu öz güven yüzünden uzaklaştırdığım insanlarda yoktu artık yanımda. Yalnızdım anlayacağın. Yapayalnız… Zaten bu yüzden geldim sana, defalarca kovulduğum kutsal mabedime..  

O kadar uzağım ki şuan kendimden, uzun zamandır aklımda olan intihar fikrini bile eyleme dökemiyorum… Kendime geri gelmem gerek, bunu biliyorum ama bir türlü kendime gelemiyorum.. Affet sana küfürler ediyorum bu yüzden, sonra kendimi cezalandırıyorum bunlar için. Çok uzattım yine oysa defalarca provasını yapmıştım. Ama o kadar güzel uyuyorsun ki, birazda daha kalmak için çözülüyor dilim yanında. Artık gitmem gerek, sadece seni hala seviyorum…

 

Görsel

ben normalim 2.

Yayınlandı: Aralık 19, 2011 / Günlük Dışı

Bak canım cidden bak bi bana.. ben hep buydum bak ben hiç değişmedim. en başında neysem hala oyum, tabi benden eksilttiklerini saymazsak ! sen duydun mu hiç arkanda konuştuğumu hatta konuşturduğumu ! beni hayvanlar aleminde gezinteye çıkardın çok sağol ! ne yaparsan yap senndenn nefret edemiyecem.. o yüzdenn böle dönn bana bak son defa. sonrada arkanı dön çık.lütfen.cidden bak gerçekten istiyorum artık git, git ki anılarımda iyi hatırlıyayım seni…

hoşçakal.

ben normalim.

Yayınlandı: Aralık 14, 2011 / Günlük Dışı

ben geldim günlük.epey olmuştu gelmeyeli toparlanndım işte jilet gibiyim desem yeridir hani 🙂 her neyse günlük öncelikle anlaşalım, onun gelmedim bu defa dahada gelmem onun için bu konuda soru sormak yok tamm mı ?
neyse sonnrasında ben degiştim günnlük ama eskiye döndüm.. yani iyileştim bi bakıma. onnu diyecektim sana kalıp gibi bi adamım ben artık realistim. egriler ve dgrular vardır artık hayatımda..ona göre davrannıcam bundan sonra. neyse günlük ugrarım bu ara yannına anlatacaklarım var zaten 🙂 şimdilik dikkat et günlük,kimselere karışma…

Gel gelelim yalnızlığın paylaşılmaz olduğunu bilmenin verdiği o müthiş haz duygusuna..evet evet aynen öyle dedim. Düşünsenize çevrenizde o kadar insan varken aslında yalnız olmak, üzerimize yüklenmesi ön görülen birçok yükten mahrum(!) bırakır bizi ki bence bu mükemmel bir şeydir.

Tabi ben alışkınım aslında bu duyguya. Bu yüzden bu kadar rahat konuşabiliyorum aslında yalnızlık hakkında. Ama anamın karnından da böyle doğmadım ya..
Kesinlikle bir insanın gerçekten benim gibi yalnız hissedebilmesi için aslında yine benim gibi çok sosyal olması gerekir. Ne demek istiyorum ben? Şunu demek istiyorum aslında insanlara güvenmemeniz gerektiğini bile bile güvenirsiniz. Bu insan olmamızdan kaynaklanan zaaftır diyebiliriz. Daha da açmam gerekirse, insan ne kadar güçlü görünse de aslında pek bir zayıftır. Hep yanında birilerinin olması gerektiğine inan(dırıl)mış, yada yanında olmasa bile kendinden daha güçlü, daha üstün bir varlığın onu izlediğini yada ona yakın olduğuna(tanrı içimizde!! ) inanmış, inandırılmıştır. İşte sorunumuz kaynağı burada.
Tanrı içinizde veya değil bu sizin görüşünüzdür, ben buna karışamam. Ama içinizdeki sadece tanrı değildir.. ÖZGÜVEN evet ÖZGÜVEN de içinizdedir. Yani neden hep bir şeyleri yapabilmek için birilerine ihtiyaç duymanız gerekir ki. İhtiyaç duyduğunuz yardım almaya kalktığınız insanların sizden ne fazlası vardır hiç düşündünüz mü?
Sorunun kökü aslında ailelerimizde. Biz daha çocukken üstümüze çok titremelerinden bahsediyorum. Dünyanın başka neresinde görülmüş “beeen aaççç diiiliim yaaa” diyen bir çocuğun arkasından koşan bir anne ki annenin bir elinde salça-ekmek diğerinde ise terlik vardır. Böyle büyütüldüğümüz için hayatımız her döneminde birilerine ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz ve bu sebeptendir ki birçok işe daha başlamadan kaybediyoruz, ya da başlamaya korkuyoruz ki bu en kötüsüdür. Yenilgiyi kabullenmek.
Burada yapacağımız biraz cesaret edip kendimizi sorgulamaktır. Bu sorgulamanın sonucunda kendinize olan özgüveninizi geri kazanmalı aka bininde yapacağınız işler sağlam adımlarla başlamanız olacaktır. Denemekten ne zarar gelir yahu.
Peki, ne alakası var bunun yalnızlıkla? Şöyle ki kendinizden daha emin olduğunuz anda çevrenizdeki insanları artık yapacaklarınız için araç olarak kullanmaktan vazgeçip, onları hayatınızda yön verecek amaçlar olarak bulacaksınız. Ve emin olun çevrenizde amaçsızca yaşayan birçok insan olduğunu görünce ister istemez yalnızlık duygusuna kapılacaksınız. Korkmayın aslında yalnız değilsiniz. Onlar aslında yalnızlar. O kadar yalnızlar ki kendi bünyelerinin eksikliğinden dolayı başka insanlardan yardım alarak geçiştiriliyorlar yalnızlıklarını.
Uzun lafın kısası bu sabah uyandığınızda aynanın karşısına geçip kendinizle konuşun. Delice gelebilir ama sizi sizden daha iyi anlayacak birisi yoktur. İçinizdeki özgüveni açığa çıkarın ve hemen bir şeyler yapmaya başlayın. Hayatınız daha yaşanır olduğunda anlayacaksınız yalnızlığınızın aslında çok daha iyi olduğunu ve yalnızlığın paylaşılmaz olduğunu bilmenin verdiği o haz duygusunun mükemmel olduğunu..

Kızıma

Yayınlandı: Mayıs 28, 2011 / Günlük Dışı
Kızım,ronya'm..
Tam 4 sene önce bugün dogdun sen..Birbirlerini çok seven ama zamana yenik düşen bir ailenin tek kızısın..
kimi zaman hastalandın kimi zaman ölümden döndün..annenin yanında beni özledin benim yanımda anneni..zaman geçti sen çok büyüdün..

hep yanında olamadıgım için kızma bana öyle gerekiyordu..sadece ronya sen hep en özel olacaksın bunu bil..