yalnızlığın paylaşılmaz olduğunu bilmenin verdiği o müthiş haz duygusu

Yayınlandı: Haziran 13, 2011 / Günlük Dışı

Gel gelelim yalnızlığın paylaşılmaz olduğunu bilmenin verdiği o müthiş haz duygusuna..evet evet aynen öyle dedim. Düşünsenize çevrenizde o kadar insan varken aslında yalnız olmak, üzerimize yüklenmesi ön görülen birçok yükten mahrum(!) bırakır bizi ki bence bu mükemmel bir şeydir.

Tabi ben alışkınım aslında bu duyguya. Bu yüzden bu kadar rahat konuşabiliyorum aslında yalnızlık hakkında. Ama anamın karnından da böyle doğmadım ya..
Kesinlikle bir insanın gerçekten benim gibi yalnız hissedebilmesi için aslında yine benim gibi çok sosyal olması gerekir. Ne demek istiyorum ben? Şunu demek istiyorum aslında insanlara güvenmemeniz gerektiğini bile bile güvenirsiniz. Bu insan olmamızdan kaynaklanan zaaftır diyebiliriz. Daha da açmam gerekirse, insan ne kadar güçlü görünse de aslında pek bir zayıftır. Hep yanında birilerinin olması gerektiğine inan(dırıl)mış, yada yanında olmasa bile kendinden daha güçlü, daha üstün bir varlığın onu izlediğini yada ona yakın olduğuna(tanrı içimizde!! ) inanmış, inandırılmıştır. İşte sorunumuz kaynağı burada.
Tanrı içinizde veya değil bu sizin görüşünüzdür, ben buna karışamam. Ama içinizdeki sadece tanrı değildir.. ÖZGÜVEN evet ÖZGÜVEN de içinizdedir. Yani neden hep bir şeyleri yapabilmek için birilerine ihtiyaç duymanız gerekir ki. İhtiyaç duyduğunuz yardım almaya kalktığınız insanların sizden ne fazlası vardır hiç düşündünüz mü?
Sorunun kökü aslında ailelerimizde. Biz daha çocukken üstümüze çok titremelerinden bahsediyorum. Dünyanın başka neresinde görülmüş “beeen aaççç diiiliim yaaa” diyen bir çocuğun arkasından koşan bir anne ki annenin bir elinde salça-ekmek diğerinde ise terlik vardır. Böyle büyütüldüğümüz için hayatımız her döneminde birilerine ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz ve bu sebeptendir ki birçok işe daha başlamadan kaybediyoruz, ya da başlamaya korkuyoruz ki bu en kötüsüdür. Yenilgiyi kabullenmek.
Burada yapacağımız biraz cesaret edip kendimizi sorgulamaktır. Bu sorgulamanın sonucunda kendinize olan özgüveninizi geri kazanmalı aka bininde yapacağınız işler sağlam adımlarla başlamanız olacaktır. Denemekten ne zarar gelir yahu.
Peki, ne alakası var bunun yalnızlıkla? Şöyle ki kendinizden daha emin olduğunuz anda çevrenizdeki insanları artık yapacaklarınız için araç olarak kullanmaktan vazgeçip, onları hayatınızda yön verecek amaçlar olarak bulacaksınız. Ve emin olun çevrenizde amaçsızca yaşayan birçok insan olduğunu görünce ister istemez yalnızlık duygusuna kapılacaksınız. Korkmayın aslında yalnız değilsiniz. Onlar aslında yalnızlar. O kadar yalnızlar ki kendi bünyelerinin eksikliğinden dolayı başka insanlardan yardım alarak geçiştiriliyorlar yalnızlıklarını.
Uzun lafın kısası bu sabah uyandığınızda aynanın karşısına geçip kendinizle konuşun. Delice gelebilir ama sizi sizden daha iyi anlayacak birisi yoktur. İçinizdeki özgüveni açığa çıkarın ve hemen bir şeyler yapmaya başlayın. Hayatınız daha yaşanır olduğunda anlayacaksınız yalnızlığınızın aslında çok daha iyi olduğunu ve yalnızlığın paylaşılmaz olduğunu bilmenin verdiği o haz duygusunun mükemmel olduğunu..

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s